Yaradan'dan ötürü sevmek

Bu gezegenin, daha başarılı insana ihtiyacı yok artık. Acilen, birleştiricilere, hoşgörüye, yenilikçilere ve sevgiye ihtiyacı var.

Kendi ışığını yakıp, kendisi gibi başkalarını da aydınlatabilen, insanlara ihtiyacı var. Yaratılanı, Yaratan'dan ötürü sevenlere ihtiyacı var. Bilenlere, bilinçlilere.

Yaptığının sorumluluğunu bilen, kendini bilen, vicdana aykırı bir şey yapamaz.

Öyle şeylere şahit oluyoruz ki, akıl sır ermiyor artık. Arş'a ulaştı feryatlarımız. Gök yıkılacak üstümüze.

Eğer; bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyorsan, artık sende uyanıyorsun demektir.

Bildiklerinden, inandıklarından şüphe etmeye başladıysan, bilinçlenme başlamıştır sende de.

Çocukluğumuzda el işi kağıdından, katlayıp çocuklar keserdik. Açınca, el ele çocuklar çıkardı. Sizler de yapmışsınızdır.

İşte; o el-ele çocuklar gibiyiz. En öndeki sen, bir adım atmaya kalksan koparız hepimiz. Senin, bir adım ilerlemen için, hepimizin bir adım atması gerekir. En arkadakinin bile. Sen en öndeki, senin ilerlemen bize bağlı. Işığınla yol göstermelisin hepimize. Öyle, arkada kalmamızla, bilmeyişimizle, dalga geçmek çözüm değil.

Biz aslında biriz. "Bir"den geldik. Benim başım ağrıdığında, sen uyuyamazsın. Bir çocuk ağladığında, sen mutlu olamazsın.

Toplumsal erozyondayız.

Senin yerdeki çöpü alman, selam vermen, gülümsemen, bir ağaç dikmen, çocuğunu sevmen, eşine değer vermen, yaşlı komşuna hatır sorman, bir sokak hayvanını doyurman bizi bu erozyondan kurtaracak.

Gözyaşları yada öfkeli sözlerimiz, bu gidişi kurtarabilmek için yeterli olsaydı keşke.

Senin fark etmen, benim bilinçlenmem gerek artık. Bir bilsek, bilinçlensek, el ele olabilsek keşke.

Depremler duracak.

Volkanlar sönecek.

Güvercinler, pencere kenarına konacak.

Ekinler yeşerecek.

Mavi sularda balıklar yüzecek.

Ya çocuklar;

Çocuklar, sokağımızın her yerinde cıvıldayacak, şen kahkahalarınla EL-ELE.

Biz, el ele olduğumuzda.

--------------------------------

1984 - George Orwell

“Bilinçleninceye dek başkaldırmayacaklar, başkaldırmazlarsa da hiçbir zaman bilinçlenemeyecekler.”

Kitabın adı 1984 olsa da, Orwell, aslında 1948'de yazmış bu kitabı. Aslında, uyarıcı nitelikteki konusuyla, bir distopya. Yani, geleceğin kötü günlerine, parmak basıyor. 

 Totaliter bir rejimle yönetilen, halkın cehennemi anlatılmış. Fahrenayt 451, Hayvan Çiftliği ve Ayşe  Kulin'in Tutsak Güneşi'nde de gördüğüm totaliter rejimlerin, insana değer vermedikleri, sadece iktidar aşkıyla, iktidarın yaşayabilmesi adına, insanları nasıl pasivize ettikleri var. İnsanı yönetebilmek adına, doğal tüm gereksinimlerini kısıtlamaları var. Düşünmesini  bile. Hitler ve Stalin rejiminden bile daha ağır rejim bu. Çünkü parmak bastıkları nokta, bu rejimlerin gevşek olduğu ve bu yüzden yok olduğu.

 Dilbilgisi üzerine yazdıkları beni şaşırt mı? Hayır. Çünkü dil, ilk önce değiştirileceklerden. Dili değiştir, gerisi zaten çorap söküğü gibi gelir. Dilini konuşamayan, düşünemez de. Orwell, bu kitabı yazarken, neler düşünmüş o devirde dedim hep. Dünya siyasetinin ve Dünyayı yönetenlerin  tüm adımlarını ve yapacakları hamleleri hep görmüş ve bize aktarmış.

Evet;

Belki yazıldığı 1948 yılında, distopya olarak görülmüş bir kitap. Ama bu gün!

Bilim adamlarının, laboratuvarlarda, geleceğin savaşlarının lojistiğini planladıklarından, koca kıtaların bitki örtüsünü yok edebilecek gazlardan (chemtreals), hastalık  mikroplarından, yeryüzünün merkezindeki ısıyı çekip, sızdırarak yapay depremler, deprem dalgaları oluşturulmasından bahsetmiş.

Yani; günümüzde olanlardan.

Şöyle düşünün; İnsanca yaşanmayan bir dönem. Baştaki iktidarın, totaliter rejimin her dediğine uyulması zorunlu. Çünkü izleniyorsun TV ekranlarından, dev ekranlardan. Hatta partinin casuslarında. Küçük yaşta eğitilen, kendi çocuklarından... Herkes iktidarın casusu olmuş. Mimiklerin bile, seni ele verebilir. Her an, kontrollü olmalısın.

Tarih diye bir şey yok. İktidar, bunu bile her daim değiştiriyor. Dil, az düşünebilmek adına değiştirilip, abuklaştırılıyor.

Bu konuda bizim dilimizi, biraz araştırayım dedim. Gerçek ana dilimiz, yavaş yavaş tahribata uğramış.

Biraz, birazcık  düşünebilen biri var. Wiston. Gördüklerini sorgulayan ve üzerinde  düşünebilen biri o. Ekranlara yakalanmadan, eski arşivlerde yazanları, beynine sokan biri. Çünkü onun işi, eski arşivleri iktidarın isteğine göre değiştirmek. Yani, hafıza silmek. Tarihi değiştirmek .

Winston bana şunu gösterdi. Tüm çıkmaz durumlarda bile, biraz sorgulamak, düşünmek,  algının yükselmesini sağlıyor. Mantığa uymayan bir fikir, bir olay, azıcık sorgulamayla, akıl  yürütmeyle çözülebiliyor.

Orwell"in bu kitabı, yazıldığı dönem tepki çekmiş. Büyük biraderler, karşı çıkmış. Haklılar da. İfşa etmiş her şeyi.

 Savaşların yalanı var. Silahların kârı var. İnsanın değersizliği, yönetenlerin  konumlarını  koruyabilmek için, daha neler yapabileceği  var.

Algı  zayıflığı ve düşünülmemesi için zihin bile zayıflatılıyor. Ülke genelinde içilen ve iktidarın bedava dağıttığı bir içki var.

Aklıma, florürü getirdi bu içki. Diş  macununda bulunan florürü. Algı zayıflaması yapan, makul ve mantıklı düşündürtmeyen flor ve kullanıldığı aydınlatma ampullerini de.

Güzel yazmış.

Aslında çok şey var kitapta. Düşünmenin, ailenin, sevginin, müziğin, aşkın, arkadaşlığın, bilginin, yiyecek ve giyeceğin bile iktidarın tekelinde olduğu konusuyla, şöyle  bir silkeleyecek sizi. Okudukça dehşete  düşürecek, "Aman Allah'ım" dedirttirecek olaylar var.

Aslında, umut da var. Kurtuluşun, alt tabakadan, yani halktan geleceğinden bahsedilmiş.

Yani; ayakları yere basanlardan.

Yani; iktidar, çıkar, yükselme  umudu olmayanlardan. Ağzına, bir kaşık  bal çalınıp iç partiye alınma umudu olmayanlardan. Halktan işte. Normal insandan umudu var yazarın. Sadece bir silkinip düşünseler ve sorgulasalar. Sevgi ve güç onlarda.

Benden bu kadar. Okuyunuz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nurten Demirci
Nurten Demirci - 4 ay Önce

Ne garip değil mi?Sanki bugünü anlatıyorOrwell.Kaleme alman,çok isabetli olmuş.Başarılar canım.

Hüzeyme Avcı
Hüzeyme Avcı - 4 ay Önce

Yüreğine bilgilerine sağlık.Seyhan ablacım.Umutlar gerçekleşmesi dileği ile inşAllah. Harika yorumlamissin.

Burhan AKBIYIK
Burhan AKBIYIK - 4 ay Önce

Işığı insanın gözüne tutarsan nefret edilen eğer önüne tutarsan sevilen kişi olursun,insanların önüne ışık olup bu konuları yazdığın içim teşekürler.

Ümit aşcı
Ümit aşcı - 4 ay Önce

Tebrikler arkadaşım inşAllah yzılarını okuyan herkes bir ışık bulur kendini ve etrafını aydınlatır

Hüzeyme Avcı
Hüzeyme Avcı - 4 ay Önce

Yüreğine bilgilerine sağlık.Seyhan ablacım.Umutlar gerçekleşmesi dileği ile inşAllah. Harika yorumlamissin.

Ayla esen
Ayla esen - 4 ay Önce

Seyhancığm, bütün kuşlar vefasız mevsim artık sonbahar. Böyle bir zamanda, umarım tuttuğun ışıkla aydınlanan insanlar çoğalır. Kutlarım arkadaşım. Yüreğine sağlık

Sabiha ozkerem
Sabiha ozkerem - 3 ay Önce

Bence dusunmenin dili var diyorum bilinc zor gorunur dogrulari,insanlarin zayifyonleri kullanar bir yerlere gelenler bir zamansonra beyin kaybina ugrayan cok siyasetciler gorduk

Sabiha ozkerem
Sabiha ozkerem - 3 ay Önce

Bence dusunmenin dili var diyorum bilinc zor gorunur dogrulari,insanlarin zayifyonleri kullanar bir yerlere gelenler bir zamansonra beyin kaybina ugrayan cok siyasetciler gorduk