Sakarya'da fotoğraf işi O'ndan soruluyor... 

Sakarya'da genç yaşına rağmen organizasyonların aranan fotoğrafçılarından olan Göktuğ Özcan; kariyerini, çalışmalarını ve hikâyesini Sakarya Life dergisine anlattı 

Sakarya'da fotoğraf işi O'ndan soruluyor... 

Konuşan:  Berna Çatalbaş Saroğlu

Göktuğ Bey röportajımız için bizi ofisinde misafir ediyor. Çarşıda, Çark Caddesi’ne çok yakın, her Sakaryalının kolaylıkla bulabileceği bir lokasyonda hizmet veriyor. Ofisini kendi çekmiş olduğu fotoğraflarla dekore etmiş, modern ve sıcak bir hava hakim. Bu atmosfere ek; içeri girdiğiniz gibi sizi karşılayan yeni demlenmiş kahve kokusu da kendi samimi mizacını daha tanışmadan aktarıyor misafirine. Böylelikle biz de bir ofis toplantısından ziyade samimi bir ev oturmasındaymış gibi söyleşi yapabilme fırsatı bulmuş oluyoruz.

Doğma büyüme Sakaryalı olmanıza ek, başka hiçbir şehirde de yaşamadığınızı öğrendik, katkısız bir Sakaryalı diyebilir miyiz size?

Kesinlikle. Ben üniversite dahil hiç Sakarya’dan çıkmadım. Evim, ailem, akrabalarım buradaydı, eşim de buralı hatta. Yüzde 100 Sakaryalıyım diyebilirim. Hep burada yaşamış olmaktan çok da mutluyum.

Mesleğiniz konusunda Sakarya’da ofis açmış olmanızın faydası oldu mu peki?

Sakarya çevrem, başlangıç aşamasında daha hızlı bir ivme kazanmamı sağladı. Vakıf Koleji, Sakarya Anadolu Lisesi ve Sakarya Üniversitesi’nden o kadar çok arkadaşım vardı ki… 3-4 arkadaşım beni seçince müşteri portföyüm oluşuverdi. Herkes beğendikçe kendi çevresine tavsiye etti ve ulaştığım ağ katlanarak büyüdü.

Fotoğrafçılığa ilginiz nasıl başladı?

Hobi sahibi olmayı seven bir insanım. Şu an tenis oynuyorum, basketbol oynadım, bir dönem de fotoğrafçılık popülerdi, ben de kendi biriktirdiğim parayla heves edip  2008 yılında bir fotoğraf makinesi almıştım. Detaylıca araştırdım çekim tekniklerini, makinaları, lensleri, epey yol aldım o süreçte. Arkadaş ortamında da portre çekimler yapıyordum hatta, grubun aranılan ismi olmuştum. 2009 yılında ise bir arkadaşım “Hadi Göktuğ, ablamın düğününde fotoğrafları sen çek” dedi. Düğün çekimi yapabilecek kadar yetkin hissetmiyordum, epey çekindim, ama cesaretlendirdiler beni. O sorumlulukla, düğünde nasıl poz verdirilir, albüm nasıl yapılır, diye çok araştırdım. Onlar da çıkardığım işi beğendiler, yakınlarına tavsiye ettiler, derken bir baktım ayda 2-3 çekim yapmaya başlamışım. 

Çekimlerinizde de Sakarya’yı mı tercih ediyorsunuz peki, hangi şehir favori çekim lokasyonunuz?

Burada çalışmak daha iyi hissettiriyor. Çünkü gideceğimiz mekanı biliyorum, hangi yolları kullanacağımı biliyorum. Bizim işimizde şehre ve mekana hakim olmak çok daha profesyonel hissettiriyor. Örneğin geçen hafta Bursa’da bir çekim yaptık, çifte yansıtmasam da gergin hissettim şehri tanımadığım için. Mekan bilmek, ışığı bilmek önemli çünkü…  

Kariyerinizi hep Sakarya’da devam ettireceksiniz öyleyse?

Sakarya bir konfor alanı benim için ama negatif yanı da var, ücretler hizmet sağlayıcıları tarafından çok aşağı çekiliyor Sakarya’da. Haksız fiyatlandırma bozuyor rekabeti yani. Birçok firma emeğimizin çok altında fiyatlar teklif ediyor müşteriye, haliyle müşteriler de daha uygun opsiyonu tercih ediyor. Rakamsal örnekler verecek olursam, İstanbul’da çeşitli içerikte bir düğün paketi fiyatı için 5000 TL uygun bulunurken ben 4000 söylediğimde fahiş fiyat tepkisi görebiliyorum Sakaryalı müşterilerimden. Çünkü 1000 TL’ye de bu işi yaptıracak bir yer bulabiliyor Sakarya’da. Dolayısıyla ben fiyattan dolayı tercih edilmeyen olmuş oluyorum ve kullandığım ekipman ve hizmet kaliteme baktığımda bu durum hiç adil gelmiyor, beni üzüyor.

Bu da sizi İstanbul’da ve yurt dışında iş yapmaya yönlendiriyor anladığım kadarıyla?

Evet özellikle yurt dışında fotoğraf anlayışı çok kıymetli. Amatör insanlar bile fotoğraf makinelerine ciddi bütçeler ayırıyor. Dolayısıyla yabancı çiftlerle çalıştığımda, onlardan profesyonel bir sanatçı yaklaşımı görüyorum. Çekim anında kendilerini bana bırakıyorlar, “şöyle çekme, yok böyle istemem” gibi önyargıları yok, daha özgür çalışıyorum, daha iyi kareler çıkıyor kesinlikle. Aynı şekilde ödeme konusunda fiyat pazarlığı yapılmıyor, çünkü yaptığımız işi özel ve değerli görüyorlar. Bu da güven ve profesyonellik hissiyatını getiriyor. 

Yabancı müşterilerle nasıl bağlantı kuruyorsunuz peki? 

İngilizcem iyi seviyede. Web sitem (goktugozcan.com) ve Google alt yapısı üzerinde çok çalıştım. Aynı şekilde Instagram sayfam da çok aktif (@goktugozcanfotografcilik). Böylelikle Türkiye’de Kapadokya, Mardin, Salda Gölü, Lavanta Bahçeleri gibi popüler çekim lokasyonları için arama yapan yabancı bir çift kolaylıkla bana ulaşabiliyor.


Şu an hangi hizmetleri veriyorsunuz gelen müşterilerinize?

Çiftlerin istedikleri lokasyonda dış mekan çekimlerini, düğün gününde tüm gün fotoğraf ve video çekimlerini, kısa bir düğün filmlerini yapıyorum. Gelişmeleri ve trendleri yakından takip ediyorum. Daha ilk zamanlarımda “düğün hikayesi” fikrini çok beğenmiştim ve Sakarya’da hiç yapan yoktu mesela. Ben de neden ilk yapan ben olmayayım dedim, kendi kendime araştırdım öğrendim ve düğün günü çekilen videolardan bir kısa düğün filmi yaptım. Güzel bir müzik ve başarılı bir montajla servis ettiğim düğün filmini çiftler çok beğendi, zaten sonrasında da Sakarya’da çok meşhur oldu.  

Peki, vesikalık fotoğraf, çocuk fotoğrafı, kurumsal işler? 

Vesikalık hizmeti vermiyorum. Diğer temalarda elbette hizmet veriyorum. Yemek fotoğrafçılığı eğitimim de var, kurumsal reklamlar için de…Fakat açık konuşayım; yüksek kalitede makinalar kullanıyorum, gittiğim yerlere asistanımla gidiyorum. Yani çocuk doğum günü çeksem bile bir standardı tutturmaya çalışıyorum, fark edilebilir bir kalite yaratmayı hedefliyorum. Böyle profesyonel kaygılarla ilerleyince küçük ölçekte,  düşük bütçede planlanmış organizasyonlara hitap edemiyorum ne yazık ki. 

Bahsettiğiniz standardı koruduğunuz için genç yaşınızda Sakarya’da parmakla gösterilen bir fotoğrafçı oldunuz sanıyorum, siz neye bağlıyorsunuz bu başarıyı ?

Açıkçası ben belgesel düğün fotoğrafçılığı çizgisinde nispeten daha başarılı olduğumu düşünüyorum. Çünkü düğün fotoğrafçılığı çiftlerle iyi bir iletişimi gerektiriyor. Telefonda konuşup anlaşarak asla çekime gitmem örneğin, mutlaka ofisimde misafir ederim çiftlerimi, size demlediğim gibi bir kahve de onlara demlerim. Önce arkadaş olmak isterim ki benim yanımda kendilerini rahat hissetsinler ben de onların tarzını anlayayım, neyi isteyip istemediklerini bileyim. Böyle ilerleyince, çiftlerin en özel gününde sanki bir arkadaşları çekim yapıyormuş gibi hissediyorlar, ben de dostlarımın düğününe katılmışım gibi hissediyorum. Onlar da doğal davranıyorlar, kasıntı pozlar değil, anlık doğal hallerini yakalamak amacım çünkü. Haliyle çok daha samimi kareler yakalıyoruz, çok daha başarılı bir iş çıkartmış oluyorum. Bence işaret ettiğiniz başarımın sırrı bu samimiyetim.

Doğallığa ve samimiyete önem verdiğinizi görüyorum. Artık doğal pozlar kıymet görüyor bence de. Stüdyoda mavi arka planda çekilen alaturka düğün fotoğrafları tarih oldu.  Geleneksel ve modern fotoğrafçılık diye iki çizgi oluştu, sizce sebebi ne?

Stüdyo fotoğrafçılarının değişime ayak uyduramamasından kaynaklandı bence. Flaş tutkusu var örneğin eski zihniyet fotoğrafçılarda, gün ışığında dahi flaş kullanıyorlar, teknik anlamda güncellemiyorlar kendilerini. Artık photoshop diye bir şey var, fotoğrafların ışığını zaten değiştiriyoruz, düzenliyoruz. Önemli olan başarılı anları yakalayabilmek. Çağı yakalamaya çalışan, kendini güncel tutmaya çalışan herkes modern çizgide kalır aslında, trendi takip etmek bu devirde çok da zor değil. 

Peki, siz bugün evleniyor olsanız, düğün fotoğraflarınızı kim çeksin isterdiniz?

Çok zor soru! (Gülüyor) . Benim isteklerimi karşılayan tarz belgesel düğün fotoğrafçılığı, bu tarzda da Sakarya’da ben hariç bir isim yok.  Dolayısıyla İstanbul’dan isimlere bakardım sanırım…

Sorularım burada sona eriyor, vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Sakarya Life okurlarına bir mesajınız var mı ?

Ben teşekkür ediyorum alakanız için. Sakarya halkının fotoğrafçılığa bakış açısının değişmesini dileyebilirim sanırım. Düğün gibi özel bir günden geriye tek kalan şeyler olması, fotoğraflar ve videoları çok kıymetli yapıyor ama bu kıymetli anılar evlenecek çiftlerin bütçesinde gerektiği yeri bulamıyor. Beş yıllık garantisi olan bir buzdolabına 5000 TL düşünmeden veriliyor ama torunlara bile ulaşacak olan düğün fotoğraflarına 5000 TL vermeye pek yanaşmıyorlar. Dolayısıyla okurlarınıza mesajım, fotoğraf hizmetinin çok önemli ve değerli olduğunu fark etmelerini istemek olacaktır. 

Sakarya Yenihaber

Güncelleme Tarihi: 07 Ekim 2020, 13:20
banner3
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER