Aslında susmuyorlar, biz duymuyoruz

Cihan Kolip
Cihan Kolip

Son yıllarda cinsel istismar vakalarında büyük bir artışın yaşandığını görmekteyiz.

Toplumsal yaşamın bazı konularını farklı referanslarla dizayn etmeye çalışan siyasi iktidarın, cinsel ilişkide rıza yaşını düşürmesi, çocuk gelinlere göz yumması ve benzeri politikaları karşımıza birçok istismar davasının çocuklara yönelik olmasına zemin hazırlamıştır.

Dönemin AKP’li Aile ve Sosyal Politikalar Bakanın Ensar Vakfı’na yöneltilen cinsel istismar iddialarına ilişkin açıklamasında, "Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz” şeklinde ifadede bulunması.

Adalet Bakanı’nın, cinsel istismar suçunda mağdurla failin evlenmesi durumunda cezayı ortadan kaldıran yasayla ilgili yaptığı açıklamasını “çocuğa tecavüzü” “küçüğün rızası” şeklinde yapması.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dini Kavramlar Sözlüğü'nde yer alan "İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı, erkekler için 12, kızlar için 9 yaş olarak belirlenmiştir" ifadesi...

Aynı sözlüğünde "Nikâh" tanımlamasında bulûğ çağına erişmiş kişilerin evlenebilmesinin mümkün olduğunun belirtilmesi gibi benzeri birçok ifade…

Çok önemli olan bu toplumsal kanseri tedavisizliğe, çözümsüzlüğe doğru götürmüştür.

2016 yılında düzenlenen, Türk Ceza Kanunu'nda değişiklik yapılmasını da kapsayan ve Genel Kurul'a gönderilen kanun tasarısı, çocuğa yönelik cinsel istismarın cezalandırılmasında ilk kez 12 yaş öncesi ve sonrasının birbirinden ayrı değerlendirilmesini öngörüyor olması...

12-18 yaş arasındaki istismar vakalarının önemsizliği algısına yol açtığı ilgili toplumsal paydaşlar tarafından ifade edilmiştir.

TÜİK’in 2016 verilerine göre Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı, son 10 yılda yaklaşık 3 kat artarken 250 bin çocuk istismara uğramıştır.

İnsan Hakları Derneği’nin 2018 raporuna göre, çocuk istismarında dünyada 3’ncü sırada yer alan Türkiye’de 2002’den bu yana 440 bin çocuk doğum yapmış, 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçmiştir.

Adalet Bakanlığın 2019 İstatistikleri’ne göre,

TCK'de belirlenen suçlarla ilgili olarak yıl içinde açılan davalardaki suç sayısı 2 milyon 751 bin 451 iken, bu listede 526 bin 517 suç sayısı ile vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlar olarak (TCK 86-93) ilk 3 sırada yerini almıştır.

Hepimizin sorumlu olduğu bu toplumsal kanseri yok etmek için önce teşhisi doğru ve erkenden koymamız gerekmektedir.

Kanser vücudumuzu sarmadan kanserli bölgeyi yani bu işin faillerini toplumun içinden söküp atmamız gerekmektedir.

Şeytanın bile iğrenerek tiksinerek baktığı bu mahlukları cezaevlerinde beslemek yerine, ibretlik bir şekilde cezalandırmak toplumsal vicdan için çok önemlidir.

Aksi durumlar bu ülkeyi, Lut Kavmi gibi yok olmaya seyirci bırakacaktır.

Saygılarımla, sağlıklı mutlu bol bereketli bir hafta diliyorum…

- Sakarya Yenihaber Gazetesi, Cihan Kolip tarafından kaleme alındı
https://www.sakaryayenihaber.com/makale/7374913/cihan-kolip/aslinda-susmuyorlar-biz-duymuyoruz