OSB hakkında

Seyhan Arslan
Seyhan Arslan

Bu ara Kocaali gruplarında ve Kocaali'deki kişilerin paylaşımlarında, hep OSB ile ilgili yazılar görüyorum.

Denk geldiğim tüm paylaşımları okudum ve beğendim. Hayır diyenler de, evet diyenler de çok haklı ve bilgi içerikli yazmışlar... Her iki tarafında Kocaali'nin iyiliğini istediğini düşünüyorum. Herkes kendi bildiğince, kendi duyduğunca, kendi yorumlamasıyla haklı... Kendimi Nasrettin Hoca gibi hissettim... Sende haklısın, o da haklı diyen... Ve, ben de haklıyım!..

Bu konu hakkında çok bilgim yok... Bir bilene sorayım istiyorum. Nedir?... Ne değildir?...

İlçe'mizin Belediye başkanı, konuda en muhatap olacağımız kişi...

Nedir bu iş diye yola çıkmam gerek...?

Çünkü, bilirim ki, OSB'yi isteyenler de, istemeyenler de  Kocaali'miz için en iyisini istiyorlar... En doğrusu nedir acaba?

Konuştum Reis'le... Aslında önce bir kızmıştım. Şehir dışındaydı... Acaba?... Dedim!.. Allah biliyor!..

Offf benim "Zan" netmelerim!..

Samimi konuştu ve ben samimiyetine inandım...

Herkes gibi o da Kocaali'mizin kalkınmasını istiyor.  Herkesten çok... Ve, çok başka şeyleri de düşünüyor tedirgin!.. Belki de hepimizden çok... Evin ebeveyni gibi.

Bizden daha kılı-kırk yararak düşünüyor... Sağını solunu, kenarını köşesini, altını üstünü... Yani her yönünü... Sosyolojik yönünden tut, nüfus patlamasını, ileride çıkacak her hangi bir şeyi...

Yani işi zor...

Şunu konuştuk... Risk her şeyde vardır...

Bizler halk olarak bu OSB hakkında çok da bilgili olmak zorunda değiliz. Seçtiğimiz, vekil ettiğimiz kişiler hem bu konuyu bilmeli, hem de bizleri bilgilendirmeli. Bilgi ile bizleri ikna etmeli... Bu öyle  lütuf değil...!

Mecburlar...!

Çünkü vereceğimiz karar hayat ‐memat meselesi...

Geleceğimiz...!

Çocuklarımız...!

Torunlarımız...!

Refahımız...!

Öyle nazlanmak olmaz bu konuya...

Söyleyin fikrinizi düm-dük... Bilelim bizde fikriniz ne zikriniz ne?..

(Diye yazmıştım Reis'le konuşmadan)

Öğrendim fikrini... Ve beğendim... Düm-dük söyledi fikrini de, zikrini de. Hele ki bazı OSB'lerine gidip yerinde incelediğini duyunca daha bi güvendim.

Bizler hala OSB deyince Dilovası'ndaki boya fabrikaları geliyor aklımıza... Yaa onlar 1960 yapımılar... O zamanın teknolojisi ve o zamanın yer seçimi...

Aslında Ahmet beyle çok şey konuştuk... Daha da konuşacağız. Çok temkinli hareket ediyor. Paldır- küldür (kendi deyimi) hareket etmiyor...

Sorumluluğunu aldığı İlçeyi düşünüyor. Verilecek her karar en hayırlısı olur inşallah.

Kocaali'miz inşallah, Milli ekonomimizden yararlanır. Yada başka bir İl nasiplenir bu işten...

OSB; Organize Sanayi Bölgesi... Dünyada,  19.yüzyılın sonlarında, sanayinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi için böyle bir sistem kurulmuş. 2. Dünya savaşıyla beraber başlayan dönemde, devlet yatırımı olarak uygulanmıştır. 1960 yılında başlayan planlı Kalkınma Döneminde ise OSB’lerin sektör olduğu açıkça belirtilmiştir.

İlk OSB uygulamasına 1962 yılında Bursa'da başlanılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın başrol devleti Almanya, Sanayi devi olduğu yıllarda bizim insanımız gurbet yolcusuydu. Alamancı lakabıyla ülkemize ve bulundukları beldelere, köylere çok katkıları olmuştur.

Sanayi demek  para demek ve beraberin de sosyolojik değişiklik demek. Evet, sosyolojik değişiklikte beraberinde geldi.

Neyse...!

OSB işi, öyle tahmin ettiğimizden zor bir süreç. Piyango gibi. Piyango kazanmak için önce bilet almak gerekli. OSB'ciler talep edecek. Kocaali'ye talibiz diye.

OSB'nin amacı sanayinin disipline edilmesi. Şehrin planlı gelişimine katkıda bulunulması... Birbirini tamamlayıcı ve birbirinin yan ürününü teşvik eden sanayicilerin bir arada ve bir program dahilinde üretim yapmaları ve üretimde verimliliğin, artışın sağlanması esas amaç...

Ve bu amaç dahilinde sağlıklı, ucuz bir alt yapı, ortak sosyal tesisler, arıtma, çevre kirliliğinin önlenmesi... Bildiğim kadarıyla talep var Kocaalimize... Hatta bölge bile biliniyor... Çevre ilçelerdeki OSB'leri bilen halkımız niye muallakta diye düşünmeden edemiyorum. OSB demek çalışan insan demek... OSB demek kişi ve bölgenin kalkınması demek. Gençlere iş sahası demek...

Eeee neden peki  bu çelişki...

Hemşehrilerim bu konuda tam aydınlatılmıyor mu? Tam yetkili kişilerin açık- seçik bilgi vermemeleri den kaynaklanan bir güvensizlik mi?..

Her şeyde risk vardır... Yaşam zaten riskler zinciridir... Denizden korkuyorum diye, Milli piyangodan çıkan mavi yolculuğu kimse reddetmez.

Ya da, uçak korkusu seni dünyayı gezmenden men etmez.

Belki aynı şey değil konumuz... Ama, risk konusu çok benzer...!

Öyle hacı ağanın tekkesine girer gibi giremez OSB. Öyle prosedürleri var ki. Öyle koruması gereken kurallar, yapmaktan mükellef olduğu şartlar var ki...

Tarım Bakanlığı’ndan izin çıkacak. Bakanlık "kamu yararınadır, tamam kurabilirsin" diyecek. 18 kurumdan izin alınıyor 0SB için. Zor iş  yani!..

Genel Kurmaydan, Savunma Bakanlığı’ndan, Tarım Bakanlığı’ndan, müze müdürlüğünden, Turizm Müdürlüğünden, Kültür Müdürlüğünden, Toprak Kurulundan,  Büyükşehirden, Botaş, Ağdaş, İski...vb. ve, Valilik'ten arazi ile ilgili izin çıkacak...

Birde bizden...!

Çok iş yani...

O yüzden eğri oturup doğru düşünelim derim. Nedir ne değildir?

Konu hakkında bilgisi olanlara, OSB' den  yararlanan komşu ilçelere bir soralım Hatta kendimiz gözlemleyelim.

Müteşebbis Heyeti  var birde.

Valisi, Kaymakam, Satso temsilcisi, İlçenin Belediye Başkanı, Büyükşehir temsilcisi...

Oooo dahasıda var...

İlçeden yetkili kişilerde var...

15 kişilik heyet seçer gelecek olan sanayicileri...

Bide bu işin denetimi var... Hem içten hem, dıştan denetim.

Belediyede denetliyor... İçişleri Bakanlığı denetliyor.  Atıklar evsel atık olarak çıkarılmak zorunda. Belediye ve ilçenin Kaymakam'ı denetlemek zorundalar. Bir de şu  var. Biz arada kalan bir ilçeyiz. Akçakoca ve Karasu arasında. OSB den nasibini alan bu ilçeler bizlere çok yakın... Soralım bi... Haliniz nedir diye?

Kaygı bugünü zehir ederken, yarını da zehirler... Kaygı şeytanın vesvesesidir... Bu vesveseye kulak assaydım, oğlumu askere, kızımı üniversiteye yollayamazdım. Hatta hiç bir adım atmazdım. Her şey cesaretle başlar... Her şey, fark yaratacak risklere eyvallah demekle başlar... Tevekkül körü körüne inanmak, güvenmek değildir.

Bizler eşeğin ipini iyice bağladığımızı bilip öyle adım atalım. Kocaali'nin geleceğini olumlu yönde etkileyecek her şey araştırılmaya ve denemeye değer. Gençlerinin çoğunun üniversite okuduğu bir ilçeyiz. Çocuklara sormalıyız belki de ne karar verelim diye?..

STK'lar ve siyasiler netleştirmeliler fikirlerini. Bölgemize, Kocaali OSB'sinin katkıları hakkında...

"Naçizane fikrim şu; Kocaali halkı OSB’nin gelmesine değil, yetkili kişilerin susmasına tepkili. Fikri ve bilgisi olan kişiler niye susar ki?  İyi niyet var mıdır? Varsa da, biz bu niyeti nerede arayacağız?" Diye düşünmüştüm...!

Ahmet beyle, yani Reis'imizle her şeyi konuştuk. Öyle ince ayrıntıları bile düşünmüş ki... Şaşırdım..!

Aslında; Reis'e biraz çemkirmek prim getirecekti bana. Samimiyete kötü niyet yakışmaz. Samimiyet hissedilir. Öyle akıl işi değildir. Yürek işidir. Kocaali deyince yüreklerimiz bir atıyor. Sevgi, yuva, çocukluk, arkadaş... Herşey...

Ve ilçe olarak bu konularda "EL- ELE" olalım... Yürek- yüreğe de...!

(Bu konu burada bitmez.)

- Sakarya Yenihaber Gazetesi, Seyhan Arslan tarafından kaleme alındı
https://www.sakaryayenihaber.com/makale/7516649/seyhan-arslan/osb-hakkinda