Yazık ediyorlar

​Hiç değilse bayram günlerinde rahat bir nefes alalım istedik ama ne mümkün? Siyasilerimiz birbiriyle itişip, kakışmaktan vazgeçmedikleri için bu isteğimize nail olamadık. Allah aşkına bunlar milletin huzurunu hiç mi düşünmüyorlar? Siyasi rant sağlamak için tartışıp, durmaktan haz mı alıyorlar? Siyasilerin bu vurdumduymaz tavırlarından artık yorulduk. Mevcut zıtlaşmalar millete hafakanların basmasına neden oluyor. 

​Memleketin iç politikasında çözümlenmesi gereken önemli meseleler dururken, bunlara çözüm aranması lazım iken, herkesin farklı kulvarda koşması, bizimle birlikte milletimizi de üzmektedir. İç politika anlaşmazlıkları ve problemlerin yoğunlaşmasına sebebiyet vermeler insanlarımızı ümitsizliğe sürüklemektedir.

​Milli eğitimdeki dağınıklık, ülke eğitiminin perişanlığına yol açmakta, gençlerimizi de hem yorgunluğa hem de ümitsizliğe sürüklemekte, böylece geleceklerinden endişe duymaktadırlar. Maalesef her dönem olduğu gibi, bu dönemde de milli eğitimde beklenen verim sağlanamamıştır. Çünkü karambol devam etmektedir.

​Malum, milli eğitim her ülkenin vazgeçilmezidir. Milli eğitimde, bakkal veresiye defteri üzerinde olduğu gibi, devamlı yaz-boz oyunu oynanmamalıdır. Bu konuda aklı ermeyenleri makam sahibi yapmamalı, ehliyetli olanlara görev verilmelidir. Milli eğitim, milli savunma ve dış politikada her gelen iktidar tamamlayıcı olmalı, tahrip edici olmamalıdır.

​​Zira bu üç temel direk, gelişmiş ülkelerde, her iktidarda ayniyetini muhafaza etmekte, istikrarlı bir şekilde devam etmektedir. İyi ve kalifiye insan yetiştirmenin ön şartı milli eğitimin sağlamlığından geçer. Ama bizde, her gelen iktidar, maalesef milli eğitimi yozlaştırmaktadır. Bugün görünen manzara da budur. Milleti bu dağınıklıktan kurtarmak, muktedirlerin işidir.

​Millet olarak hassasiyetle üzerinde duracağımız diğer bir husus, ülkemizin dış politikasıdır. Bugün ülkemizin başına çorap örmek için çeşitli ittifaklar kurulmaktadır. Doğu Akdeniz de Kıbrıs adasında, Ege Denizi’nde ve Ortadoğu hinterlandında, Karadeniz’de, Libya’da ve Karabağ’da bizi boğmak için her gün farklı tezgâhlamalar kurulduğunu görüyoruz. Ancak partilerimiz neden bu meseleyi göremiyor?

​Hiç değilse, dış politikada niçin kenetlenmiyoruz, darmadağınığız? Niçin ülkenin âli menfaatlerini düşünmüyor, tam aksi cadı kazanının altına odun taşımaya çalışıyoruz? Niçin ülkenin selametini değil de parti selametini sağlamak için gelişigüzel davranıyoruz? İktidar ve muhalefet partileri, hiç değilse bu konuda niçin samimi bir şekilde bir araya gelemiyor? Milletimiz bunlara neden tazyik yapmıyor? Neden siyaset adına onları ürkütecek birlik içinde değiliz?

​Maalesef her konuda milletimizde bir aldırmazlığın olduğunu görüyoruz. Bu hal, ideallerin çoraklaştığını gösteriyor. Oysa idealleri tükenen milletlerin zaman içinde çöktüğü bilinmektedir. İdealsiz bir milletin ayakta kalması mümkün değildir. Tarihin sayfaları bunun şahididir.

​Eğer milletimizin milli eğitimi, milli savunması ve dış politikası sağlam, şaşmaz temellere oturtulmazsa, ayakta kalma şansımız azalır. Maalesef bu konuda millet olarak üzgünüz. Çünkü siyasiler bu konuda da darmadağınıktır. Onun için siyasetçiler memleket sever olamıyor, parti sever oluyorlar.

​Fransa, Mısır, Yunanistan hatta İsrail, Türkiye ile Libya arasında imzalanan münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması’ndan son derece rahatsız, adeta Türkiye’yi düşman ilan etmek üzeredirler. Rusya’nın ve ABD’nin hasmane davranışları da cabası. Bizim siyasilerimiz ise vurdumduymazlığa devam etmektedir. Bu tehlike karşısında bile kucaklaşamıyor ve hasımlarımızı sevindiriyoruz. Burada adil yaklaşmak gerekir. Biz kimden sadır olursa olsun, faydalı hizmetlerin her zaman yanında, faydasız hizmetlerin de hep karşısında olmayı yeğledik.

​İşte arz ettiğimiz meselelere müdrik, siyaseti parti için değil, memleketin hayrı için yapacak, ayrıştırıcı değil, bütünleştirici bir siyaset üretecek olan yeni bir siyasi anlayışa yönelmemiz, önce memleketin hayrına olacak, sonra da partilere örnek teşkil edecektir. Bu konuda yeni atraksiyonlara ihtiyaç olduğu görülmektedir.

​Ama siyasi taassup içinde olanlar, bunu elan dahi görmemektedirler. Böylece memleketin tamamına yazık ediyorlar, yazık ediyorlar…                 

​Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​     

​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 10.08.2020

YORUM EKLE