Yeni normalde daha çok çalışmak lazım

Pandemi sürecinden tüm sektörler etkilendi. Belki fırın işletenler pek gelir kaybına uğramadı. Evde ekmek yapmayı öğrenenler sayesinde belki onlar bile gelir kaybı yaşadı. Onun dışındaki herkesin ekonomisinde bir geriye gidiş oldu.

Sokağa çıkma yasaklarının devam ettiği günlerde çok ciddi bir sermaye yönetmek zorunda olan bir arkadaşımla karşılaştım. “İşler nasıl” diye sordum. Gülerek, “Batıyoruz” dedi. “Madem batıyorsunuz bu ne neşe” dedim. “Herkes bizle aynı durumda” dedi.

Dünyanın her yerindeki herkes ekonomik krizden etkilenmiş oldu.

Pandemi süreci bitti mi bilinmez ama “koronavirüs ile yaşamayı öğrenmeliyiz” aşamasına geçtik. Şükür olsun.

Haliyle bu andan itibaren herkesin cebine biraz para girmiş olacak. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta “Biraz…”

Piyasada neredeyse herkesin birbirinden alacağı var. İşyerlerinin açılması ile birdenbire kasalar para dolmayacak. Bu çok açık.

En fazla iş yapmasını beklediğimiz berberler bile pandemi süreci öncesinden daha az iş yapar durumda.

Kafeteryalar bile bomboş. Herkes kendini geri çekmiş durumda.

Hal böyle olunca alacaklı olan kişiler borçlu olan esnafı sıkboğaz etmemeli.

Pandemi süreci normale dönse bile geriye dönük üç ay kayıp var. Bu üç ayın geri dönmesi için en az 9 ay lazım. 9 ayın da tam normal gitmesi lazım. Onun için kısa vadede dönüş bekleyen hayal kırıklığı yaşar.

Biz de sorumlu muyuz?

Pandemi sürecinde sürekli çalışmak zorunda olan kişiler vardı. Sadece sağlık çalışanları değil market çalışanları da risk altındaydı.

Fırıncılar da araç sürücüleri de.

Dün Karasu ve Ferizli’de PTT çalışanlarında koronavirüs tespit edildiği duyuldu.

Sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde bile çalışan bu insanların hastalanmasında aslında biz de sorumluyuz. Hani evimizde oturup internetten keyfimize göre sipariş verdik ya… Biraz da onun için.

Ne memuru alkol bey

Haberi okumuşsunuzdur. Serdivan’da tekel büfesi gece 10’dan sonra alkol satışı yaparken içeri polis memuru giriyor. “Bu saatte alkol mü satıyorsunuz” diyince müşteri polise yanaşıp memurun cebine 100 lira sokuşturmaya çalışıyor.

Aslında müşteri çok da haksız değil. Zaten kanunsuz bir iş yapıyor. O saatte alkol satın alıyor. Kanunsuz iş ha bir ha iki. Rüşvet önermesi aslında çok da şaşırtıcı değil de… Bence rüşveti para olarak önermesi garip. Nasılsa olan olmuş. “Memur bey size de bir şişe alayım” dese daha mantıklı olurmuş. Ya da “Memur bey canınız çektiyse bir kadeh de size verelim” diyebilirmiş.

Kurallara uymak yerine kuralları kendine uydurmaya çalışıyor millet. Biz de gülüyoruz ağlanacak halimize…

Moral lazım

“Kanser hastalığının tedavisinde en önemli nedir” diye sorulduğunda bile doktorlar, “Moral” der. Kaç kez düştüğünüz değil kaç kez kalkabilecek güce sahip olduğunuz önemlidir.

Zorlu bir koronavirüs sürecinden geçtik. Bazılarımız enfekte oldu bazılarımız dükkanlarını kapattı.

Ama sonuçta kendini kaybetmeyen, umudunu yitirmeyen, moralini bozmayan bugünlere erişebildi.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı araba ile açık hava sineması günlerini gördüm.

Sonra düşündüm. Vatandaşa hizmet etmenin binlerce yolu olabilir. Ama moral yükseltmek her şeyden değerli.

Maliyeti sıfıra yakın olmasına rağmen insanları bu kadar derinden etkileyebilen bu projeyi kim düşündüyse aklına yüreğine sağlık.

HECATİ: “Hiç” yoktan iyi değildir. Yokun bizzat kendisidir...

YORUM EKLE