Yeni normale hazır mıyız?

Zenginken iflas eden aile evde toplanmış dertleşiyordu. Her istediğinin gerçekleşmesine alışkın evin küçük oğlu babasına baktı ve “Baba fakirlik kaç gün sürer” dedi. Baba kafası kaldırdı ve “40 gün sürer evladım” dedi. Heyecana kapılan çocuk, “40 günün sonunda yeniden zengin mi olacağız” diye sordu umutla. Bunun üzerine baba, “Hayır evladım alışacağız sadece” diye karşılık verdi.

Koronavirüs ile ilgili tedbirler ilk defa toplumsal düzeyde alınmaya başladığında oldukça sert karşılık bulmuştu. Mart ayında alınan tedbirler vatandaşın özellikle sosyal medya üzerinden tepki göstermesine neden olsa da nisan ayında çok daha ağır tedbirler alındı. Üstelik bu defa vatandaş tepki falan da göstermedi. Tedbirlerin alınmaya başlanmasının üstünden 40 gün de geçtiği için artık yeni normal diyebileceğimiz bir sisteme geçtik.

Bu kadar süreç içinde amaçlanan noktaya ulaştığımızda pat diye her şey eski şekline dönmeyecek elbette. Koronavirüs hayatımızda kalıcı değişikliklere neden oldu. Bunun için öncelikle bir geçiş evresine ihtiyacımız olacak. Her geri kazanım da toplumsal morali yükseltecek.

Önümüzdeki aydan itibaren yeni normalin ilk adımları atılacak. Yaşlılar bir süreliğine evden çıkmaya başlayacak. Bir süre sonra seyircisiz olarak da olsa liglerin oynanmasına geçilecek. Daha sonra sosyal mesafe kuralına göre tribünlere seyirci alınması gündeme gelecek. Belki de o zamana kadar ligler tamamlanmış olacak.

Sonrasında sınıflardaki öğrenci sayılarının azaltılarak okulların yeniden açılması gündeme gelebilir. Daha sonra hastalığın seyrine göre eski normal seviyelerine dönmek mümkün olabilir.

Bu söylediğim ne kadar zaman alır?

Eski normale ne zaman döneriz?

En iyi ihtimalle eylül başında. O zamana kadar zaten mevcut duruma da yeni normale de uyum sağlamış oluruz.

Vatandaşı çok sıkmamak lazım

Sokağa çıkma yasağının olduğu günlerde vatandaşlar mecbur kaldıkları için sokağa çıkıyorsa bu kişileri ikaz etmek ya da cezalandırmak yerine devletin şefkatli elini kendilerine uzatmak lazım. Evde aç kaldığı ve ekmekçiye ulaşamadığı için evinin yakınındaki fırına giden adama ceza yazmak yerine, “Sen evine dön. Biz ekmeği alıp gelelim” demek aslında çok daha işe yarar.

Vatandaşın büyük bir kesiminin işleri aksıyor. Pek çoğu ya evden çalışmak zorunda ya da işyerlerini kapatmış. Hafta sonları dışarı çıkamadığı için de pek çok planladığı tadilat işleri aksıyor. Bir de ekmek almak için evinden çıkan vatandaşa ceza kesmek gerçekten bunaltıcı oluyor.

Art niyetle, devletin koyduğu kuralı tanımazcasına kendini sokağa atan insan varsa o kişiye verilecek ceza en ağır hale getirilebilir. Ama adam birincil ihtiyacını karşılarken cezai yaptırıma da uğramasın.

Neyse ki herkes aynı durumda

Koronavirüs dolayısıyla alınan tedbirler arasında belki de vatandaşı en çok ilgilendiren sokağa çıkma yasağı. Şansımıza hafta içi havanın bulutlu hafta sonu güneşli olması da şaka gibi.

Dışarda olmamız gerektiğini düşündüğümüz gün içerde, içerde kalmamız gerektiğini düşündüğümüz gün de dışarda oluyoruz.

Neyse ki bir tesellimiz var:

Herkes bizle aynı durumda.

HECATİ: Ramazanda kafayı yesek oruç bozulur mu hocam…

YORUM EKLE