Yeni sosyal durum: Sığınmacılar

İnsanlar, genellikle şartlarda iyi bir hayat sürdüğü toprakları, memleketini, vatan bildiği yeri terk edip, başka bir yere kalıcı olarak gitmiyor.

Daha iyi bir eğitim ya da iş koşulları için yapılan göçler de genellikle kitlesel olmuyor.

Bu tür nüfus hareketlilikleri, genel istatistiklere bakılınca daha az kalıyor.

Açlık, işgal, savaş ve iç karışıklık ise insanların kitleler halinde yer değiştirmesine yol açabiliyor, bu bazen ülke içinde oluyor bazen de başka ülkelere göç ya da sığınma şeklinde.

Türkiye, yakın çevresindeki işgaller, savaşlar ve krizler nedeniyle son yıllarda büyük gruplar halinde yerini, yurdunu terk eden insanların sığınmacı olarak gelmek zorunda kaldığı bir ülke.

Aynı zamanda, çok kısa bir süre zarfında kendi nüfusuna oranla en fazla sığınmacıyı kabul etmiş bir ülke.

Diğer taraftan da böylesine kitlesel bir toplumsal hareketliliğin yol açtığı sosyal duruma hazırlıklı olmayan bir ülke.

Milyonlarca insanın sığındığı, barınma, eğitim ve sağlık gibi en temel sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyduğu, gittikleri şehirlere sosyal yaşam ve çalışma şartlarına uyum sağlamak zorunda olduğu bir ülkede, bu tür bir hazırlıksız yakalanma halinin başka sosyal sorunlara yol açacağı da başka bir gerçek.

Biz bugün bu yeni durumla birlikte iç içe geçmiş ve giderek daha ciddi sorunlara dönüşen farklı farklı konuları tartışmak zorundayız.

Fakat öncelikle ve bir kez daha vurgulamak istediğim husus şu:

Bu konuyu politik bir çatışma zeminine çevirmenin sadece siyasal değil toplumsal sonuçları ve bedelleri de ağır olur.

İktidar partisinin süreç içindeki politikalarına yönelik eleştiriler yerine doğrudan sığınmacıları gündemin odağına alarak, onlar hakkında, üstelik de çoğu yalan yanlış bilgilerle gündem oluşturmak, kesinlikle ama kesinlikle gaflettir!

Son dönemde bazı siyasetçilerin, basın ve yayın organlarının, sosyal medya hesaplarının, özellikle “Suriyeliler” bahsinde kullandığı ayrımcı dil, kurduğu söylem ve beslediği nefret iklimi; giderek boğucu bir hal alıyor ve sosyal zeminde böylesine ırkçı bir bataklık yaratan zihniyetin bu ülkeyi sadece Suriyeliler için değil aslında hepimiz için tehlikeli bir hale götüreceğini anlamamız gerekiyor.

“Kesinlikle ırkçı değilim ama” diye kurulmaya başlayan cümleler, iyi niyet maskesi ardına gizlenmiş bir kötülüğün yayılmasına hizmet ediyor.

İnsanlar, belki de maksadı gerçekten ırkçılık, kötülük, ayrımcılık olmadığı halde, farkında olmadan tehlikeli bir söylemin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.

Böylece bir cümle ile, bir jest ya da mimik ile kişiden kişiye, gruptan gruba yayılan bir kötülük, hedefini bulduğunda daha kötü sonuçlara yol açabiliyor.

Dahası, bu hassas konunun politik bir malzeme olarak istismarı, yönetenlerin de muhalefete cevap verme yarışına girmesiyle, iki kere mağduriyet üretmeye başlıyor.

Son günlerde birçok sığınmacının geri gönderilme tehdidiyle karşılaşması, bazılarının sınır dışı edilmesi, tabelalarla ilgili sadece Arapça yazılı olanlara yönelik uygulamaların başlaması, zabıta denetimlerinin sadece sığınmacılar tarafından açılan iş yerlerine yönelik gerçekleşmesi, aslında alttan alta beslenen bu ayrımcı söylemin çifte standarda yol açan neticeleridir.

Oysa kural varsa, bu kuralın uyulmasını sağlamak üzere denetim mekanizmaları varsa bu sadece belirli bir toplumsal grup için değil herkes için eşit şekilde olmalıdır.

Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, artık bu ülkede “sığınmacılar” başlığı altında konuşabileceğimiz çok önemli bir gündem maddemiz var.

Bu, çözülmesini bekleyen diğer toplumsal sorunlarımız listesine en sondan eklenmiş olsa da önem ve büyüklük itibariyle diğer sorunlarımızdan farklı değil.

Hepsinin çözümü için de aslında sosyal adaleti, eşitliği ve insanlığın ortak erdem ve değerlerini baz alan siyasetlerin geliştirilmesi, bunların anayasal zeminde bir sözleşmeyen dönüşmesi ve bu sözleşmenin referans olacağı yapısal bir dönüşümün sağlanması gerekli.

Aksi takdirde, böyle devam edersek, en kötü senaryoda, gün gelir bu ülkeyi yaşanılmaz hale getirip, kendimizi de sığınmacı olarak yer aramak zorunda kalırız.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Son Osmanlı
Son Osmanlı - 3 ay Önce

Yazari tebrik ediyorum yinede.
Ama isim vermeden suriyelileri hedefe koymak isteyen kesimden bahsetmeye çalismis
Yetmez ama evet bahsetmeye çalismis
Suriyelileri laikçi chp neden sevmiyor ve kafatasçi bir nefret dili ile suriyelileri hedefe koyuyor?
Işte bunu madde madde açiklayin da okuyalim

banner7

banner6