Yeter ki gün eksilmesin penceremden

İnsanoğlu tatminsizdir… Şükretmesini bilmeyiz… En üstün, en iyi, en mükemmel peşinde koşarız hep. Ama hepimiz, bize sıradan gelen, farkına var(a)madığımız çok olağanüstü vasıflarla donatılmışızdır. Aslında yürüyebilmek, koşabilmek, gülebilmek, yemek yiyebilmek, nefes alabilmek ne büyük nimettir… Ama bu nimetlerin farkına varmayız da, başkalarında olan ancak bizde bulunmayan, aslında çok da önemli olmayan vasıfları nedeniyle başkalarına imreniriz.

Bazı dostlar, “ne güzel yazıyorsun, keşke ben de senin gibi yazabilsem.” diyorlar. Teşekkürler, hepsine… Eğer böyle bir yeteneğim (?) varsa, bunu bana bahşeden Ulu Tanrı’ya şükran borçluyum.

Ama ben, bana bunu söyleyen arkadaşlarımda olan, onlara sıradan gelen ama bende bulunmayan yeteneklerim olsun isterdim.

Mesela, ritim duygumun gelişmiş olmasını isterdim… Siz hayatı boyunca hiç dans edememenin, halay çekememenin, horon tepememenin, en yakınlarının düğününde bile piste çıkamamanın, ufuk tefek denemelerde de hep rezil olmanın, bu nedenle de zorunlu olmadıkça düğünlere gitmek istememenin, ne demek olduğunu bilir misiniz?

Mesela iyi bir müzik kulağım olsun isterdim… Mikrofon uzatıldığında utanmadan, sıkılmadan bir iki cümle şarkı-türkü söyleyememenin, kırmadan reddetmek için çabalamanın, hayatı boyunca, hiçbir şarkıya-türküye eşlik edememenin, hatta banyoda bile tek başına şarkı mırıldanamamanın; ortaokulda müzik dersinden ikmale kaldığınızda, sizi geçirmek için İstiklal Marşı söylemenizi isteyen sınav komisyonuna “Tek başıma marş olarak söyleyemem, şiir olarak okusam olur mu?” demek zorunda kalmanın, ne zor bir şey olduğunu tahmin edebilir misiniz?

Mesela spor yapabilme yeteneğim olsun isterdim… Beden eğitimi dersi yaklaşınca strese girmenin, kasadan bir türlü atlayamamanın gerek futbol, gerekse voleybol maçlarında kimsenin sizi takımına almak istememesinin, ne mahcubiyet verici bir şey olduğunu düşünebilir misiniz?

Resim yapamamanın zorluğunu hiç yaşamadım. Hatta lisede düzenlenen yılsonu sergilerinde ismimi taşıyan resimler sergilendi. O resimleri benim değil, çok güzel resim yapan babamın yaptığını resim öğretmenim de bilmesine rağmen, yılsonu sergisinin başarılı geçmesi için bilmezden geldi. Ama eğitim sisteminin zorladığı bu sahtekâr tavrımın burukluğunu hep hissettim. Bu nedenle resim yapabilme yeteneğim olmaması da çok canımı yaktı…

Hele hitabet… Sahip olmayı en fazla istediğim yetenektir. Topluluk karşısında konuşmayı bir türlü beceremem. Tanımadığım kitleler karşısında konuşurken heyecanlanırım. Kelime haznem oldukça geniş olmasına rağmen, “şey”siz, “ııhh”sız cümle kuramam. Hem de bürokrasideki ve sivil toplum kuruluşlarındaki onca deneyimime rağmen…

Müziğe, spora ve de resme yeteneksiz, konuşmaktan sıkılan bir insanın -üstelik içine de kapalıysa- yapabileceği tek şey kalır: Okumak. Sürekli okursunuz. Zamanla da okumanız ve gözlemlemeniz sonucu edindiğiniz bilgileri paylaşmak istersiniz.  Yazmaya başlarsınız…

Ama yazmanın en yetenek isteyen bölümü olan “şiir” konusunda da yeteneğim olmadığını anlayınca geriye düz yazı yazmak kalıyordu yapabileceğim. Bu nedenle, yazdım yazıyorum… Daha doğrusu yazmaya çalışıyorum…

Onun için, siz siz olun, sahip olduğunuz, size sıradan gelen yeteneklerinizin kıymetini bilin. Dans ederek, şarkı-türkü söyleyerek, spor yaparak, resim yaparak ve de okuyarak geçirin zamanınızı. Yapabiliyorsanız hepsini yapın.

Hepsini yapamıyorsanız, yapabildiklerinizi yapın.

Covid 19 belası, önceden hiç farkına varmadığımız; sevdiklerimize-arkadaşlarımıza sarılmanın, sokaklarda aylak-aylak dolaşmanın, istediğiniz saatlerde dışarı çıkmanın, herhangi bir endişe hissetmeden kalabalık ortamlarda bulunmanın, maskesiz nefes alabilmenin ne büyük nimet olduğunu öğretmedi mi?

Onun için, yeteneksizliklerinize, eksiklerinize kafayı takmayın. Düşünebilmenin, konuşabilmenin, görebilmenin, dokunabilmenin, yemek yiyebilmenin, güneşin sıcaklığını teninizde hissetmenin, yağmur yağan toprağı koklayabilmenin, yediğiniz gıdaların tadını almanın ve de sağlıklı olmanın ne büyük bir nimet olduğunu fark ederek Tanrıya şükredin…

Cahit Sıtkı’nın dediği gibi;

Ne doğan güne hükmüm geçer,

Ne halden anlayan bulunur;

Ah aklımdan ölümüm geçer;

Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül Tanrısına der ki:

- Pervam yok verdiğin elemden;

Her mihnet kabulüm, yeter ki

Gün eksilmesin penceremden!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Ateş
Ali Ateş - 1 ay Önce

Muhteşemsiniz Sayın Hocam.
Duygularıma tercüman olmuşsunuz.Saygılarımla.

Ali Peker
Ali Peker - 1 ay Önce

Sabaha erken başlarm , okumayı severim, çok güzel bir tahlil . Okuduğum en güzel insan ve yaşam yorumu. TEŞEKKÜR ederim.

Kazim Uzun
Kazim Uzun - 1 ay Önce

Ölümle yüz yüze gelsem; tek bir türkü söyleyemem. Ezberim hiç yoktur, kendi şiirimi bir yerde duysam çok tanıdık geldi derim. Benim olduğunu söylediklerinde mahcup oluyorum. Yani herkeste bir eksiklik var. Yine herkeste başkalarının imrendiği... Güzeldi... Farkına varabilmek önemli...

Aydın GERİŞ
Aydın GERİŞ - 1 ay Önce

Günaydın. iç dünyanızla yaptığınız bu güzel sohbeti okurken insan kendini görüyor aslında.. Eline sağlık.

Harun KILIÇ
Harun KILIÇ - 1 ay Önce

Türk Dünyasının mümtaz şahsiyetlerinden biri olan Gaspıralı İsmail Beğ derki: "Millete hizmet etmek istiyorsan elinden gelen işle başla.”
Bu bağlamda yetenek ve beceriler ölçüsünde işler yapılmalı.. Fakat başka başka işleri de denemekten geri kalmamalı...Ki, illa herşeyde başarılı olmakta gerekmiyor...
Yeterki ölçüyü kaçırmayalım..
Diye düşünüyorum...
Yazmanın ve okumanın değerini bilenlerin çoğalması dileğiyle;
Türkiye'nin kalbinden selamlar...

Nevzat Coşkun
Nevzat Coşkun - 1 ay Önce

Çok güzel yazmışsın yine Fazlı kardeşim. Olanı, olmayanı, mevcudu, kabullenmek şükrün en büyüğü. Bizde olmayanı istemek ise fıtrat galiba. Hayatı anlamlı kılan belki biraz da bu özlemler değil mi.Gençlik yıllarımda bizi oralarda sıkca karşılaştığım bir isim vardı, "Bican" . Bu isim bana çok anlamsız gelirdi, "cansız"....
Bir gün kuzeninin ismi "bican" olan bir abiye bu aklıma yatmayan çelişkiyi sordum. Açıklama çok hoşuma gitmişti. "tecelliyat karşısında, adeta cansız gibi, tepki göstermeden, olan, biteni tevekkülle karşılayan" anlamında olduğunu söyledi ....
Bu arada "bican"ı beğenmeyipte ismini "bircan" olarak deyiştirenlerle de karşılaştım. Biraz uzattım, özrümün kabulü dileklerimle, baki selamlar.
"

Selahattin Coşkun
Selahattin Coşkun - 1 ay Önce

Başkanım teşekkürler gerçekten çok doğru değerlendirmeler ve insanı biraz olsun rahatlatan ve kendini tanımasına ve hayatın önemine güzelliğine yönelik lider düşünce bunlar bence.
Ağzınıza yüreğinize ve kaleminize sağlık.

Necip AÇIKGÖZ
Necip AÇIKGÖZ - 1 ay Önce

Başkanım duygu ve düşüncelerinizi, insan sağlığının önemini çok güzel ifade etmişsiniz. Okurken keyif aldım teşekkürler...