Yoğun ve yorgun hayat

Dakikalar, saatlerin peşinde, günler, haftaların hızını geçme hedefinde. Aylar, yılların takibinde, yıllar ise, yılları, bir an önce yerinden etme derdinde. Bu girdabın içinde, biz insanlar da, yuvarlanıp gidiyoruz. Ne ile, ne sebep ile uğraştığımızı bilmeden uğraşıyor, ne dediğimizi bilmeden, anlamlı anlamsız sürekli konuşuyor, duyguları hiçe sayıp, sadece mantık ile hareket ediyor ve hayat için koşup, hayati yaşamayı kaçırıyoruz.
Bizler, hayata dair çok şey bildiğimizi zannedip, hiç bir şey bilmiyoruz aslında. Çünkü, hayati görev gibi yaşamak farklı, hayati bedenin her zerresinde, yüreğin her noktasında hissederek yaşamak farklı. Yaşayacak insan. Dibine kadar, hayatin tortusuna kadar yaşayacak. Korkmayacak insan yüreğini dinlemekten. Yürek bazen yanlış şeyler söylese de, Allah’ın vermiş olduğu, en değerli organ olan yüreği, eze eze kullanmak lazım. Zaten yüreği es geçip, tamamen akla uysak ta hiç bir şey değişmiyor, aklı devre dışı bırakıp, yüreği patron ilan etsekte. Çünkü patron Allah. Patron, Allah’ın yazmış olduğu kader. Bazen, saatler boyunca düşünmekte kar etmiyor, yaşananlara bir neden aramak, bin yorum yapmak ve “olur’’ ya da “olamaz’’ demekte.
Çünkü hayatta, “yaşamam’’ diye bir kavram yoktur. “olamaz’’ gibi, içi boş bir kelime daha yoktur. Zira hayat bu. Yaşatmasını da bilir, acıtmasını da. Ağlatmasını da bilir, mutluluktan gökyüzünde uçurmasını da.  Evet hayat, “olamaz’’ dediklerimizi de yaşatacak, en karanlık anda güneşi de tattıracak, hüznü yaşarken, bir yandan da huzur, selam verecek yüreğe. Tam “bitti’’ derken, yeni ve umut dolu virgüller çalacak kapıyı. Biten her şey, yeni başlangıçlara bırakacak yerini. Ancak yeni başlangıçlar da, bir gün son ile buluşacak.
Bir çoğumuz, yoğun ve yorgun bir hayat sürüyoruz. Kafalarda bin düşünce, bini de hakli kendine göre. Yürekte sayısız duygu parçası, hepsinin dilinde “istiyorum’’ şarkısı. Dilde söz çokluğu, her sözde de doğruluk gururu. Kim bilir, belki de bazen susmak lazım hayat karşısında. Her zaman, daha iyisi için uğraşmak yerine, arada sırada olana “eyvallah’’ diyip, anın tadını çıkarmak lazım. Hayattan korkmayı, hayattan korunmayı, bazen bir kenara atacak. Çırıl çıplak soyunup, “gel’’ diyecek. Mutluluğa, huzura, hüzne “gel’’ diyecek. “acı, bir kenarda durma öyle, sen de gel’’ diyecek. Aşka “ateş olsan da yine de gel’’ diyecek.
Ve insan, hayat ile dolup, yürekteki duygular ile nefes alıp verecek. Ve insan, “insan’’ olduğunu, işte o zaman anlayacak. 

YORUM EKLE

banner22

banner21