Yol üstünde olmak

Sakarya pek çok yere ulaşımda çok önemli bir noktada. İstanbul’a giden de Ankara’ya giden de hatta pek çok ilden İzmir’e giden de Sakarya’dan geçiyor. Bu değerlendirildiğinde çok güzel bir fırsat.

İlk zamanlarda çok eleştirilse de Sakarya Büyükşehir Terminali’nin otoyol kenarına alınması ile çeşitli fırsatlar sunuyor.

Bu fırsatları kim değerlendiriyor derseniz, orası biraz karışık.

Fırsatları tarım üreticileri çok fazla değerlendirmiyor. Aslında çok güzel tarım ürünlerimiz var, kabak, fındık falan… Ama siz Sakarya’nın yol üstünde olmasından dolayı bu ürünlerini daha iyi tanıttığını söyleyebilir misiniz? Söyleyemezsiniz.

Sanayi ürünlerimiz de aynı şekilde. Yol kenarında sanayi ürünü nasıl tanıtılır bilmiyorum ben de. Ama bununla ilgili bir avantajımız olduğunu da söyleyemeyiz.

“Sakarya yol üstünde her an kaza olabilir” stratejisi ile hastanelerimizi güçlendirmek de mümkündü. Ama bu argümanla siyaset yapıldığını duydunuz mu? Ben duymadım!

Kongre turizmi açısından, Sakarya bulunmaz bir nimet. Her yerden ulaşım kolay. Sapanca ve Karasu gibi su kenarında cennetlerimiz mevcut. Bu konuda Türkiye’nin en az yol üstünde olan Antalya’sının onda biri bile değiliz.

Kültür ve spor buluşmalarında da aslında bu fırsatı kullanamıyoruz. Mesela bir sinema ya da tiyatro etkinlik serimiz yok. “Buraya ulaşım kolay. Burada bir sanat festivali yapalım” desek deriz. Ama gerek yok…

Milli takımın maçlarını oynaması için en güzel şehirlerden biri Sakarya. İstanbul ile Ankara’nın tam ortasında. Bursa ve İzmit’ten de insanlar gelebilir. Trafik sorunu diğer büyükşehirlerle kıyaslanmayacak kadar düşük. Ama biz bu konuda bile başarılı değiliz.

Yol üstü olmanın avantajını bir türlü kullanamıyoruz.

Ama birileri kullanıyor. Kimler mi? Suç çeteleri. Kaçakçılık yapanlar. Çünkü Sakarya takip edilmesi zor bir şehir. Burada her türden insan da mevcut. Bu insanlar her an Türkiye’nin hatta dünyanın her yerine gidebilir.

Onun için takip edilmeleri pek kolay değildir.

Uyuşturucu üreten, silah kaçakçılığı yapan, organize suç örgütü kurmak isteyen…

Kolayca Sakarya’ya ulaşabiliyor.

Bizim bir türlü kullanamadığımız Sakarya’nın yol üstünde olmasının avantajını adamlar gözümüzün içine baka baka kullanıyor. Biz de seyrediyoruz.

Ama buna da şükür tabi. Adamlar en azından Sakarya’nın yol üstünde olmasının hakkını veriyor. Bizim gibi yanımızdan gelip geçen araçları, insanları ve fırsatları seyretmiyorlar…

Üstelik biz sadece yanımızdan geçen araçları, fırsatları seyretmiyoruz. Yanımızda suç işleyen insanları da seyretme şansımız oluyor. İşte bu da bizim yoldan tek istifade ettiğimiz nokta oluyor.

En azından suç örgütlerini seyredebiliyoruz. Hem de bedava…

Sütten pahalı su

Köyde yaşayan vatandaşlar suyu herkesten fazla tüketir. Takdir edersiniz ki toprak işi yapan kişiler ofiste çalışanlara göre daha çok kirlenir. Haliyle daha fazla su kullanmak zorunda kalırlar.

Hele ineğiniz falan varsa… Kendi tükettiğiniz suya bir de ineğin içeceği ve ahırın temizlenmesi için gereken suyu da ilave etmeniz gerekir.

Büyükşehir yasasının yürürlüğe girmesinin ardından köylerdeki ilk kaygı aslında su fiyatları olmuştu.

Şimdi süt ortalama 1.7 liradan alınıyor. Bir inek günde 50 kilo civarında suyu sadece içiyor. Bunun yanı sıra ahırın yıkanması, karılan bitkilerin su ile verilmesi (yal yani), ahıra giren kişinin kişisel temizlik zorunluluğu her gün tüketilmesi gereken suyu 1 ton civarına çıkarıyor.

Bu da ayda 30 ton edecek. 30 ton su eski tarife ile 12 tl ediyordu. Şimdi bu fiyat nereye çıktı_ 97 liraya…

Hayırlısı olsun.

Bir de ailenin normal tüketimi olacak. Çamaşırı, bulaşığı, yemeği…

Bu şekilde olunca su faturası aylık 200 lirayı kolayca bulacak.

Bu insanlar 200 liralık su faturasını ödeyebilmek için 117 kilo süt satmak zorunda kalacak…

Yani bir ineğin 10 günde verdiği sütü sadece su parası olarak ödemesi gerekecek.

İneğin yemi, hastalığı, tohumlaması da ayrı bir gider…

Sonra bu ülkede üretim yok!

Sahi suyun maliyeti ile sütün maliyeti arasında da bir değerlendirme yapılsa ya…

En azından su fiyatlarının süt fiyatlarına oranı yapılsa. Dünyanın neresinde suyun ton fiyatı sütün kilo fiyatının iki katıdır?

Birileri bu konuyu masaya yatırsa.

Siyasi baskıdan sıyrılıp sadece bulunduğu konum gereği bu değerlendirmeyi kamuoyu ile paylaşsa…Doğru söylese yani. Dokuz köyden kovulmayı göze alarak…

Yaşasın onuncu köy diyebilecek kimse yok mu?

YORUM EKLE