Yöneticilere nasihatname

Ülkemizde idarecilerimizin okuyup, ders almaları gereken, bizce önemli bazı hususları, zaman zaman makalelerimize derç ediyoruz. Ders alınıp, alınmadığını bilmiyoruz ama bizim vazifemiz yazmaktır.

Bugün de sayın Mustafa Kortikoğlu’nun kaleme aldığı ve yayınladığı, bizim de son derece faydalı gördüğümüz tespitlerini aktarmaya çalışacağız. Bu, bir türlü, bizim de nasihatnamemizdir. Şöyle ki;

 “(Önce) yönetici ne olduğunu ve ne olması gerektiğini çok iyi düşünecek, bilecek ve uygulayacaktır. (Yani) yönetici koltuğuna oturdum, gerisi önemli değil. Kuruntu ve kibir ile yol almaya başladığı anda, orada ne irade, ne bereket, ne de adalet kalır.

Yönetici Hz. Ömer adaletiyle, Hz. Ebu Bekir’in bağlılığında sadık, Hz. Ali’nin kılıcı gibi keskin, Hz. Osman’ın sorumluluğu ile duyarlı olması gerekir.

Yaz güneşi gibi ısıtıcı, bahar havası gibi serinletici, karınca gibi çalışkan ve aynı zamanda mütevazı, yapıcı olmalıdır. (Çıkarcı ve nadan olmamalıdır.)

Yönetici kırılmaz, darılmaz, küsmez. Yönetici herkesi kucaklayacak kadar gönlü ferah olmalıdır. (Kin tutmamalı, sevecen ve müşfik olmalıdır.)

Yöneticide bunların birçok kelimelerle sıralanması mümkündür. Aslında yönetici ve vasıfları deyince Şeyh Edebali’nin Osman Gaziye öğütlerini tekrar tekrar okuyup, irdelemesi lazım(dır.) Her şey orada yaklaşık iki yüz yıl önce anlatılmış(tır.)

Şeyh Edebali der ki;

Oğul,

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Övün oğlum övün. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın. Ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârında savrulur, gidersin.

               Şeyh Edebali ne demek istedi? Yöneticinin gücü, kuvveti, bilgisi, aklı olabilir. Ne güzel söylemiş, kullanmasını bilmeyen güç, kuvvet sahibinin ne hale geleceğini.

Şey Edebali diyor ki;

Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve irade sahibi olasın.

Şeyh Edebali ne demek ister?

Yönetici öfkesine hâkim olamaz ise, nefsine sahip çıkmaz ise onda akıl kalmaz. (Savurgan olur) Yönetici sabırlı olmak zorundadır. Her ne halde olursa olsun şefkatli olmak zorundadır. Ne hal olursa olsun küsemez, darılamaz.

Halkın hepsi seni alkışlamak, sevmek zorunda değildir. Sen hepsine aynı saygıyı göstermek zorundasın.

               Şeyh Edebali der ki; 

Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Onları atan say, bereket büyüklerle beraberdir.  

Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.

(Ayrıca) Şeyh Edebali der ki;

Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme, sevdiğin yere sık gidip, gelme, muhabbetin, itibarın kalmaz.

Bu iki cümleyi çok düşünmek ve akletmek lazım… (İfade ettiği bu hususlara, bugünün idarecilerinin uyduğu söylenemez.) Bugünün yöneticileri olarak önümüze çıkanlar, sadece kendilerini alkışlayanların yöneticiliğini yapıyorlar. Söze geldiği zaman biz herkesin yöneticisiyiz derler ama eleştirenlere yüz çevirmesini de bilirler.

Şeyh Edebali der ki;

Üç kişiye acı:

• Cahiller arasındaki alime,

• Zenginlikten fakir düşene,

• Hatırlı iken itibarını kaybedene.

Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir

Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler. (Bir başka ifadeyle seyf-i meslûl yani ‘din uğruna kendini feda eden kahraman, kınından çıkmış kılıç’ derler.)

Şeyh Edebali der ki;

Ey oğul, artık beysin. (Cumhurbaşkanı, başbakan, bakansın) Bundan böyle öfke bize, gönül almak sana, suçlamak bize, katlanmak sana, acizlik bize, hoş görmek sana, geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlamak sana.

Ey oğul,

Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana… üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.

Ey oğul,

Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz… Şunu da unutma; insanı insanca yaşat ki, devlet yaşasın.

Ey oğul,

Yükün ağır, işin çetin, Allah-ü Teala yardımcın olsun.”

Bu güzel sözlerden sonra, başka söze gerek yok. Zira hepsi, birer temel çivisi gibi. Yöneticiler hakkında ilavemiz ise, yöneticiler emirleri altında bulunanları her türlü tehlikelerden korumalı, insanlara karşı müşfik, sehavetli, fakir fukarayı kollayıcı olmalıdır.

                                            Yani yönetici;

•             Çoban gibi olmalıdır.

•             Baba gibi davranmalıdır.

•             Ana gibi mültefit olmalıdır.

•             Kalp gibi işleyen olmalıdır.

•             Yetimlere, yaşlılara yardımcı olmalıdır.

•             Küçüklere örnek olmalıdır.

•             Güzellikle yöneten olmalıdır.

•             Öğüt verici gibi davranmalıdır.

•             Zorlaştırmayan, kolaylaştıran olmalıdır.

•             Yumuşak davranmalıdır.

•             Adaletle hükmetmelidir.

•             İyilikle muamele etmelidir.

•             Zalimce davranmamalıdır.

•             Doğru sözlü olmalıdır.

•             Eleştirilere açık olmalıdır.

•             Öfkesini tutabilen olmalıdır.

•             Güven duyulan olmalıdır.

•             Yemin etmekten kaçınmalıdır.

•             Sır saklamasını bilmelidir.

•             İyi bir dinleyici olmalıdır.

•             İktidar sarhoşu olmamalıdır.

•             Dilini tutmasını bilmelidir.

•             Kıskanç olmamalıdır.

•             Asla haddini aşmamalıdır.

•             Korkak ve hırslı olmamalıdır.

•             Onurunu her yerde korumalıdır.

•             Hak ile batılı ayırdedici olmalıdır.

•             Hidayet ehli olmalıdır.

•             Benlikten, kibirden uzak durmalıdır.

•             Tefrikacı olmamalıdır.

•             Para, servet ve makam için değil, Allah için çalışmalıdır.

Bu konuda daha çok şey yazılabilir ama şimdilik bunlarla iktifa edelim.

                                           

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.                                          

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Beylerbeyi – 11.01.2021

YORUM EKLE