Yüzerken denizi inkar edenler

Nereden, ne şekilde ve hangi cümle ile başlayıp, hangi tarafa, ne diyeceğimi, yaşanan olayları, kendimi bozmadan ne şekilde analiz edeceğimi bilmiyor, bilemiyorum. Ancak öfkeli, üzgün, endişeliyim. Şu ortamda da, doğruyu haykırmak, tarafını savunmak gerektiğini ve şu gün, susan her insanın, şeytana hizmet ettiğini, çok iyi biliyorum. 
Evet, dünyada nefes alan her canlının bildiği, hiç bir insanın itiraz edemediği, lamı cimi olmayan tek gerçek, özgürlüğün, demokrasinin en güçlü hissedildiği, gerçek adaletin hüküm sürdüğü, İslamı yaşamaya, yaşatmaya çalışan ve İslamın son kalesi olan, ülkenin adının, ‘’Türkiye’’ olduğu. Bu gerçeği, Amerika da kabul ediyor, Avrupa da, Pkk da, Fetö de, özüne ihanet eden Arabistan da ve kendi devletine, kendi milletine, hakaret eden Chp de…
Çünkü Ortadoğu, cayır cayır yanıyor iken, Suriye, İslam değil, can savaşı veriyor iken, Filistin, İsrail’in soğuk nefesinin altında, çaresizlik ile dans ediyor iken, İslam sancağını, sadece Türkiye tutuyor iken, 3. Dünya savaşı kapıya dayanmış iken, her şey çok net konuşulacak artık. Ve artık dünya sahnesinde, her şey Türkiye üstüne oynanıyor, oynanmaya devam edecek. Her ne kadar dış siyasete, dillerden düşen cümleler, şu an için, siyasi kibarlığını koruyor gibi dursa da, yüzler maskesiz, masada olan bütün kartlar açık ve net artık.
Dış siyaset, dilindeki kibarlığını, nazikliğini, özdeki düşmanlığını besleyip, sözdeki dostluğunu devam ettirmeye çalışıyor. İç siyaset ise, dilindeki kibarlığını, nazikliğini ve seviyeyi silip, İslam ve Türkiye düşmanı Batı’nın, iç sesini haykırmaya soyundu. Yalan yok. Ülkede, siyaset meydanında ne kadar başarısız ise, Batı’nın, iç sesini haykırma, ülkeye düşman olma ve terörü övme konusunda, bir o kadar başarılı bir muhalefet partisi var.
Kabul, özgür bir ülkede yaşıyoruz. Kabul, her insanın, istediği şekilde düşünüp, istedikleri tarafa destek verme hakkı var elbette. Ancak, Türk bayrağı altında nefes alan, 
Türkiye büyük millet meclisi çatısı altında konuşma yetkisi olan ve bu ülkenin, havasını soluyan kimse, ama hiç kimse, bu millete hakaret edemez. Kimse, ihaneti aklayıp, ihaneti övemez. Hiç kimse, 15 Temmuz’u unutup, unutturup, Fetö’yü masum kılamaz. 
Evet, ülkenin, hız kesmeyen gündemine, yaşanan olaylara, isyan sebeplerine, siyasetin ve siyasilerin diline baktığım vakit, ‘’yüzerken denizi inkar edenler var’’ diyorum. Çünkü, ‘’ülkede, yoksulluk var’’ diyen, gittiği, gezdiği yerlerin, yediği yemeklerin fotoğrafını, cebindeki akıllı telefonu ile sosyal medyada paylaşıyor. ‘’baskı var’’ diyen, susmak gibi bir şey bilmiyor. Ve ‘’ülkede diktatör var’’ diyen, o diktatöre, küfre varan cümleler ile hakaret ederek, ülkede diktatörlük olmadığın, kendi ispat ediyor.
Evet, ülkede, yüzerken denizi inkar edenler var ama, bu ülkede bir de, o denize şükür edenler var. Ve zafer, inkarın değil, şükrün olacak. 

YORUM EKLE