Zamana Düşülen Notlar-2

       Bazen yazdıklarımızı beğenen biri, onun kendi grup, cemaat, dernek veya partisini desteklemediğimizi anlayınca beğenmekten vazgeçiyor. Elbette yazdıklarımızı beğensinler diye yazmıyoruz ama “ hikmet mü'minin yitik malıdır, nerede bulursa alır” hadisini hatırlatmak isteriz. Tercih sizin ve yaptıklarınıza göre akıbet de sizin. Biz sizi seviyoruz, siz de bizi uyarın, bizi sevdiğinizi bilelim. İslami ölçülerle yaptığınız uyarıları dikkate alacağımıza emin olun. Ama hamaset, gözü kapalı tarafgirlik ve her gün değişen ölçülerle (yani ölçüsüzlükle) yapılan eleştirilere gülüp geçeriz.

       Bir lider özlüyorum; tarihini bilen, inancına sarılan, geçmişinin ve inancının inceliklerini kuşanan, vakarlı ve tutarlı olan. Bir lider istiyorum; afakî ve hamasi nutuklar atmayan, son söyleyeceğini ilk önce söylemeyen. Bir lider bekliyorum; kendi hali için milletinin istikbalini tehlikeye atmayan ve halkının menfaati için kendisini ateşe atan ama halkına milim zarar gelsin istemeyen... Çok şey mi istiyorum?

       Çok değerli bir hadiste şöyle buyruluyor:'' Sizden her kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle(uyarsın), ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle (olamaz böyle şey) desin. Ve işte bu, imanın en düşük mertebesidir.'' Bu hadisin farklı yorumları olabilir ama benim en sevdiğim şekli şöyle: El ile düzeltme işi iktidara ve yöneticilere düşer, dil ile uyarma işi âlimlerin görevidir, buğzetmek, şikâyet etmek avamın çaresizliğidir. Şimdi Türkiye'de iktidarlar şikâyet ediyor, muhalefet şikâyet ediyor peki halk ne yapsın?

        Kur'an'da Yahudi ve Hıristiyan din âlimleri ve adamları ayetleri gizlemek ve değiştirmekle suçlanmıştır. Bugün bir kısım Müslüman âlim ve din görevlileri de benzer hataları yapıyorlar. Öyle ki bazı kişi veya grupları savunmak adına onların yaptığı bariz yanlışları ayet ve hadisler ışığında (!) hayra yoruyorlar. Faizin, zinanın, kumarın ve bazı batıl inançların halk düzeyinde normalleşmesine de yol açıyorlar. Unutulmamalıdır ki halk, hesap gününde bu tür önderlerden şikâyetçi olacaktır. Bu onları kurtarmayacaktır ama sebep olanların vebalini artıracaktır. Benim âcizane görüşüm budur, yanılıyorsam düzeltin ama lütfen bana akıl oyunları yapmayın.

İşte kasette bir oyun, kimi kurttur kimi koyun. Senaryo kutsal ormanda yazılmış gibi. Yapımcı- yönetmen ipin ucunda, başrol oyuncuları bir şekilde oyuna ikna edilmiş. Figüranlar oyunu gerçek sanıyor. Seyirci (adı üzerinde seyirci) başrol oyuncularından birini tutuyor-alkışlıyor. Sonuçta olan garibana oluyor, slogan da hazır: Ölen ölür kalan sağlar bizimdir.

       Tıpkı itaat kültürümüz gibi isyan kültürümüz vardı bizim. Ancak küresel güçler yaptıkları çeşitli oyunlarla, manipülasyonlarla dışarıdan; bir kısım cemaat, topluluk liderleri kendi koltuklarını sağlamlaştırmak için içeriden baltaladılar ve bu gücümüzü elimizden aldılar. Fare kovalarken süt döken kediler gibi sobanın arkasına geçtik uyuyoruz. Sakın gördüğünüz rüyaları gerçek sanmayın... Hadi iyi uykular...

       Elbette her akl-ı selim Müslüman gibi terörün karşısındayız. Ancak tetiği çekenlere bakıp arkasındakileri, diğer sorumluları da görmezden gelemeyiz. Yani destekleyenleri, göz yumanları, sempati duyanları, küresel güçleri ve küçücük menfaatler için onlarla iş birliği yapanları, yanlış politika izleyenleri, yanlış uygulamalar yapan bürokratları, ırkçılık yapanları, kardeşliğimize fitne sokanları, doğru anlayışı anlatmayan İslam âlimlerini ve kardeşliğimizi öğretemeyen eğitimcileri... Teröre lanet okumadan önce herkes şapkasını önüne alıp biraz düşünsün yoksa onlarca yıl sonra aynı teraneleri söyler dururuz. Ve sadece ateş düştüğü yeri yakar, gerisi laf ü güzaftır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet ali Turhan
Mehmet ali Turhan - 1 ay Önce

Muhteşem bir yazı Allah razı olsun