Zamana Düşülen Notlar-3

Son dönemlerde Müslümanlara biçilen görev; gafil veya zalim Müslüman idareciler ve küresel sermayenin şeytani planlarla kırıp döktüklerini toplamak gibi görünüyor. Kimin una, bulgura ihtiyacı olursa devreye girmemiz isteniyor. Elbette kırılıp döküleni toplamak bir şeydir ama birilerinin kırıp dökmesini engellemek bambaşka bir şeydir. Bu da ancak milli anlayışlarla olur. Sizin razı olup yaptığınız bu işler kötülüğü temizlemez. Yoksa siz de hala annenizin deterjanını mı kullanıyorsunuz?
       Herkes birden elbirliği etmişçesine şeytanın bile beğeneceği bir din oluşturmaya çalışıyor. Dinlisi, dinsizi, denlisi, densizi, âlimi, zalimi bilerek veya bilmeyerek bu değirmene su taşıyor. Ama herkes şunu çok iyi bilsin ki “Allah katında din İslam’dır” değiştirilemez ve dönüştürülemez. Bu şekilde huzur-u ilahiye çıktığınızda büyük bir hayal kırıklığına uğrarsınız, İlahi cezayı da unutmamak kaydıyla. Bu durumda sizi tabi olduklarınız ve peşinden gittikleriniz de kurtaramaz. O halde şapkanı önüne al bir düşün! Gerisini Hak getire, haydi Allah rast getire..
       Fitne,kaos,yok edilen algılar, sık sık değişen istikametler, içi boşaltılan değerler, oynanan oyunlar, oyunu gerçek sanan zavallılar, kendi yok oluşlarına alkış tutan figüranlar.... küçük kıyamet dedikleri bu olsa gerek... Çoktan umudumu keserdim ama sahibim kesme diyor, bu nedenle hala umutluyum..
       Algıları yönetmek, algı operasyonları yapmak, insanlara çöl seraplarını gerçekmiş gibi yutturmak, şeytanın bile aklına gelmeyen manevralar... Bu Siyonist tuzakları, bu dünyaperest görüşleri bazı insan müsveddelerinin savunmalarını anlarım da imanı, insafı, izanı, sonsuz (Ahiret) hayattaki mizanı bilenlerin savunmasını ve savrulmasını anlamıyorum-anlayamıyorum.. Allah’ım ben yanılıyorsam bana, onlar yanılıyorsa onlara gerçeği göster çünkü sen her şeyi hakkıyla bilen ve her şeye gücü yetensin.
       Kapılar kapandığında, gerçeği görmüşken, doğruyu bilirken seni yanlışı seçmeye iten nedir? Neden veya kimden korkuyorsun? Ya da kısacası bana kimden korktuğunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
       Bir karşılaşma varsa ya iki taraftan biri haklı, diğeri haksız veya her iki taraf da haksız olabilir. Bazen de her iki taraf kendilerince haklı olabilir. Bize düşense olayları dün-bugün çizgisinde iyi değerlendirmek ve hakkın ve haklının yanında olmaktır. Sonuç olarak da nihai kararımızı vermek için ihtiyatlı bir şekilde olayın hukuken sonuçlanmasını beklemektir. Herhalde suça (bilerek-bilmeyerek) bulaşan herkesi cezalandırırsak, ceza almayan kimse kalmaz bu dünyada. Sapla samanı karıştırmayalım, lütfen!
       Türkiye'de Özal ile başlayan yoğun Amerikancı zihniyet algı yönetimi taktiğini de onlardan alarak milleti-halkı istedikleri yöne çevirmişlerdir ve buna da demokrasi demişlerdir. Öyle bir durumla karşı karşıya bırakılırsınız ki gördüğünüz gerçeği söylemek büyük bir cesaret ister. O zaman siz de bir protest şarkı söylersiniz ancak:
 Anne bak, kral çıplak. Anne bak, kral çıplak... tabiî ki anlayana.
       Sırf kötü ile mücadele etmek sizi iyi yapmaz. Çünkü tarihte kötü ile savaşıp kazanan birçok kötü vardır yani kötüler arasında çıkar kavgaları devam edegelen bir durumdur. Önemli olan kötülükle mücadele etmektir ancak tek başına bu da yeterli olamaz. Kötülüğün yerine iyiliğin ikame edilmesi gerekir. Yoksa boşa kürek çekilmiş olur ve ülkeye ve millete verilen bu kadar zayiat da işin cabası...
       Müslüman şuurlanınca önce kendinin(birey), sonra yakın çevresinin (cemaat) ve daha sonra bütün toplumun(cemiyet) düzelmesi için çalışır. Bilir ki kendini düzeltmeden toplumun düzelmesi bir mana taşımaz. Toplum düzelmeden kendinin ve yakın çevresinin düzgün kalabilmesi çok da mümkün değildir. Bu nedenle toplum mühendisleri bugünlerde bireyin ve küçük cemaatlerin yaptıklarına göz yumuyorlar. Biliyorlar ki bunlar istedikleri düzenlerine (düzensizliklerine mi demeli?) bir zarar vermez. Hatta toplumun gazını alır yani cemiyet olarak iyilik-doğruluk düzeninizi kurmazsanız..kurmazsanız...kurmazsanız...!!!???

YORUM EKLE